Devlet yönetim sistemleri temel olarak, kuvvetler birliğine ve kuvvetler ayrılığına dayanan sistemler diye ikiye ayrılır.

Kuvvetler birliğine dayanan sistemler; otoriter, totaliter sistemler olup, yürütme erkinin yargı dahil, bütün alanlara egemen olduğu yönetim biçimleridir.

Kuvvetler ayrılığına dayanan dayanan sistemler ise, Parlamenter Sistem ve Başkanlık Sistemi'dir.

Başkanlık Sistemi, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne dayanan, demokratik bir yönetim biçimidir.

Başkancı Sistemler ise, tek kişilik hükümet sistemi olup, günümüzde kalıt yolu ile geçmeyen monarşilerdir diyebiliriz.
Güney Amerika ve bazı Afrika ülkelerindeki yönetim sistemleri böyle sistemlerdir.

Devlet yönetim sistemlerini, ekosisteme benzetebiliriz.
Bu sistemin dört temel bileşeni vardır.
İnorganik ve organik maddelerden oluşan CANSIZ VARLIKLAR; besin piramidinin ilk basamağını oluşturan BİRİNCİL ÜRETİCİLER;  bitkisel ve hayvansal maddeleri yiyen TÜKETİCİLER; hayvan ve bitki artıklarının üzerinde yaşayarak onların çürümesine neden olan, mikroorganizma dediğimiz AYRIŞTIRICILAR.

Doğada bu bileşenlerin tüm ilişkisi bir denge üzerine kuruludur.
Birinin çoğalması diğerlerinin dengesini, tabiatıyla ekosistemi bozmaktadır.
Bu durum, canlı ve cansızlar için istenmeyen doğa olaylarının ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

Devlet yönetim sistemlerinin de bileşenleri, HALK; halkın seçtiği temsilcileri yani PARLAMENTO,  YÜRÜTME ve YARGI erkleridir.

Sağlıklı bir yönetim sisteminden bahsedebilmemiz  için, halkın doğrudan katılımcı olduğu, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında da DENGE ve DENETİMİN  egemen olduğu bir sistemin olması gerekir.

Bahse konu erklerden birinin zayıfladığı, bir diğerinin baskın olduğu sistemde,  denge ve denetleme bozulmuş demektir.

Sistemin bozulması ise, ekonomiden güvenliğe, sağlıktan eğitime, genel güvenlikten adalete ve sosyal hayatın bütün ayrıntılarına kadar, halkın yaşam kalitesini direkt ve olumsuz biçimde etkilemektedir.

Türkiye'de siyasal istikrar, özellikle koalisyon hükümetlerinin kurulma ve sürdürülme zorluğu nedeniyle uzun yıllar siyasal sistemimizin önemli bir sorunu olmuştur.
Bu yüzden de zaman zaman  başkanlık sistemi arayışları gündeme gelmiştir.

Ancak, konunun iki boyutu var.
BİRİNCİSİ; başkanlık sistemi ile kastettiğimiz rejim, kuvvetler ayrılığının tam olarak tesis edildiği, tam demokratik bir rejimdir.
İKİNCİSİ; şimdi anlıyoruz ki, 'siyasal istikrar', salt tek başına bir partinin iktidar olması ile elde edilen bir durum değildir.
SİYASAL İSTİKRAR; doğru yönetim biçimi ile ekonominin geliştiği, halkın alım gücünün her geçen gün arttığı, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının ideal ölçülerde karşılanabildiği ve yaşam kalitesinin sürekli yükseldiği bir rejimin adıdır.

Eğer tek başına bir partinin uzun süre yönetimde bulunması bunları sağlayamıyorsa, orada siyasal istikrardan bahsetmek mümkün değildir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet ise, bırakın istikrarı, her alanı daha da kötüleştirmiş, ekonominin sayısal görünümünü oldukça aşağılara çekmiştir.

Eğer bu sistemin savunucuları istikrar ve demokraside samimi olsalardı, tam kuvvetler ayrılığına dayalı bir başkanlık sistemi getirirlerdi.

Ortada, geçmişin izini taşıması saikinden beslenen, Osmanlı'daki monarşik sisteme atıfla oluşturulmuş, hibrit bir model vardır.

Kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı, yargı bağımsızlığının hiçe sayıldığı, olağanüstü şartlarda ve tek taraflı propaganda ile halka kabul ettirilmiş, siyaset biliminde ve pratikte başka örneği de olmayan, katı merkeziyetçi bir sistemden bahsediyoruz.

Öte yandan, mevcut sistem kayırmacılığı teşvik, liyakati ve adaleti ihmal ettiği için, bu sistemde eşit rekabet koşullarında ekonomik çoğulculuğa ve yine eşit rekabet koşullarında politik çoğulculuğa yer yoktur.
Piyasa ekonomisi tam olarak işletilememektedir, yargı bağımsızlığı yoktur, insan hak ve hürriyetleri teminat altında değildir.
Kaynak dağıtımında ve gelir dağılımında adaletli bir tutum ortaya konulmamaktadır...

Meclis denetimi, Sayıştay denetimi, yürütme üzerindeki etkisini kaybetmekte, giderek ciddi bir otoriterleşme eğilimi ortaya çıkmaktadır.

Demokrasimiz açısından bu durum, oldukça kaygı vericidir..."

"NEREDEN NEREYE ?!"
Tahsin BULUT

Emeklerinize ve kaleminize sağlık Tahsin Bey.