Bize emanet edilen imkânlar ve makamlar, bir gün mutlaka elimizden alınacaktır. Buradaki esas mesele, onları teslim ettikten sonra elimizin temiz kalıp kalmadığıdır.
__//İbrahim Tenekeci

Göbeklitepe'yi keşfeden Şavak Yıldız amca.
Tarihi değiştiren adam.
1988 yılında, bir sabah her zaman çalıştığı tarlaya giderken, insanlık tarihi ile ilgili bir işareti alacağı aklına bile gelmemişti. Tarla, yeğeni Mahmut Yıldız’a aitti. 
O yıl arpa ekeceklerdi. 
Tarlayı sürmeye başladığında güneş yavaş yavaş büyüyordu. Üçüncü sıraya geldiği zaman, pulluğun bıçağına çarpan sert şeyin çıkardığı sesi işitti. Önce bir şey göremedi. Sonra eliyle toprağı eşelemeye başlayınca, o sert şey parmaklarına dokundu.
İki eliyle kazıp biraz derine inince, ikinci bir cisim daha göründü. Heykele benzeyen iki şeydi. Çıkardı, üzerindeki toprağı eliyle sildi. Bir süre oyalandı ve sonra yine tarlayı sürmeye devam etti. Hava kararmaya başlayınca, bulduğu iki heykeli alıp eve getirdi. Yeğenleri ve öteki akrabaları bir süre baktılar. Aralarından biri gidip antikacıya satmayı teklif etti. Ancak Şavak Yıldız kararlıydı.
“Yarın götürüp bunu müzeye teslim edeceğim” dedi. “Sen deli misin” dediler. “O kadar yol...”
Ertesi sabah yola çıktığında, belki de bir ödül alabileceği umudunu taşıyordu. Şanlıurfa köye 10 kilometre kadar uzaklıktaydı. Bugün için yarım saatlik yol, at arabasıyla çok uzun süre alıyordu.
Şavak Yıldız Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ne girerken, biraz sonra tuhaf bir cevap alacağını aklına bile getirmemişti.
Müze müdürü Adnan Mısır, üstü başı toz içindeki köylünün elindeki iki heykeli inceledikten sonra, “Bunlar hiçbir işe yaramaz, al götür” dedi.
Şavak Yıldız bozulmuştu.
“Ben bunları ne yapayım. Alın sizde kalsın” deyip ayrıldı.
Köyüne dönerken, insanlık tarihini değiştirebilecek bir işareti Şanlıurfa Müzesine taşıdığının farkında değildi. “Dünyayı değiştiren adam” olmak ise aklından bile geçmeyecek bir şeydi.
O kapıdan çıkarken, müze müdürü masanın üzerinde duran heykellere baktı ve bir görevliye seslendi:
“Alın bunları depoya atın...”
Ağacın altından gelen ikinci işareti onlar da görmemişti.
Esrarengiz heykeller, bir Indiana Jones filmindeki gibi karanlık bir depoda, 
o işareti alacak kişiyi beklemeye başlamışlardı.
İşaret 6 yıl sonra, Berlin’de iki katlı bir binanın altındaki kütüphanede alınacaktı. Altı yıl sonra
Alman Arkeoloji Enstitüsü o işareti alıyor ve yola çıkıyor...

Allah’ım emanete ihanet edenlerden. 
 Sırları saklamakta acziyete düşenlerden. 
 Fesatlardan.  
Dedikoduculardan. 
 Yalancılardan.  
Olduğu gibi görünmeyenlerden. 
 Hırsının esiri olanlardan. 
 Nefsine yenilenlerden.  
Kibirlilerden.  
Birilerinin üstüne basarak yol almaya çalışanlardan.
Satanlardan,
Kaçanlardan,
Çalanlardan,
Sana sığınırız. 
 Hakkımızı sen koru hesabını sen sor.  

Senin terazin doğru tartar adaletin kusursuzdur....!
Emanete sahip çıkanlara selam olsun..