Çatı modelini önce AKP kabul etmeli

Cumhurbaşkanı sadece AKP seçmenin değil Türk Milletinin Cumhurbaşkanı olacak. O bakımdan, zaten gergin olan ortamı daha da germenin alemi yok.

 

Ortak bir aday çıkarıp, Türk Milletinin teveccühüne bırakmak iyi olmaz mı? AKP'den Cumhurbaşkanı oldu. MHP, daha önce nasıl gerginliği düşürdü ise şimdi de aynısını yapıyor. Umalım ki AKP bunu anlasın, ortak aday konusuna akılcı yaklaşsın.

 

Türk Milletini toparlayıcı, gerginliği dindirici bir Cumhurbaşkanı istemiyor muyuz? İstiyoruz. O halde, ne var sanki partiler bir adayda anlaşsa, ortak şemsiyenin altına hepsi girse.

 

Bunu yapmazlarsa eğer, Erdoğan ya da her kim aday olacaksa bu süreçte zorlanacaktır. Seçilmeme ihtimalinin Soma faciasından sonra arttığını gördüler. Seçim sathımalinde toplumu kutuplaştırarak Çankaya'ya çıkma düşüncesindeler ise ülkeye yazık ederler. Akılı siyaset gütseler, kaybedecekleri seçime girmektense anlaşmalarının daha evlâ olduğunu görürlerdi.

 

Millet kavga edeni sevmiyor. Soma faciasının arkasında paralel yapı, Yahudiler değil bizzat iktidarın beceriksizliği var. 'İşçiler kardeşi ise Başbakanın' malum ocakta, oğlunu, kardeşini iki ay bu şartlarda çalıştırsın da inanalım. 'Kardeşim' demeyle kardeş olunmuyor. 301 işçinin hayatına mal olan faciadan bile nemalanmaya çalışmasınlar. Aldıkları vebal yeter.

 

Örmeye çalıştıkları sistem her noktadan alarm veriyor. '301 işçi alarmdır.' Başbakan alır ya da almaz. Kendi bileceği iş. Fakat iktidar, tepesine çökmüştür. Onun altından vatandaşa tekme, yumruk atarak kurtulmaları zor.

 

Gururla kafasını dikip vatandaşı karınca gibi gören görüntüden bir an önce çıkmaları, 'çatı formülüne' gereken desteği vermeleri, Türk Milletinin geleceği açısından önem arz ediyor. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. 

 

Bir yıl öncesine kadar, icraatını beğenmese de saygı gösteren insanlar vardı Türkiye'de. Yuhalanıyorlar mıydı adım başı? 'Nereye gidiyoruz' diye düşünmeleri şart. Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan en yakınındakilerin sözünü bile duymuyor. Kulakları tıkalı. Soma'da aracından inip, kalabalıkta 'Başbakanı yuhalarsanız tokadı yersiniz' diyaloğu, markete yöneliş esnasında, yanında duran Arınç'tan ne bir hareket, ne de bir kelâm duyulmadı.

 

'Sakin ol' diyeni yok artık. Freni bozuk araba gibi oraya buraya çarpa çarpa gidiyor. Yargıtay salonunda 'Gül' kolundan tuttu işe yaradı mı? Erdoğan hep haklı. Hep sinirli. Çevresindekilerde artık hiç karışmıyor. Büyük kaza olduğunda 'yapacak bir şey yoktu' diyecekler.

 

Aklı başına gelmezse, Çankaya'ya çatı adayı çıkacak. Umalım, çalışalım öyle olsun. Bunu hem Türk Milletinin birliği, hem de Soma faciasında hayatını kaybedenler için yapalım.

 

Niye biliyor musunuz? Çankaya'ya, hiçbir partinin adayı olmayan, bağımsız biri çıkarsa, Soma ocağında ne olup bittiği soruşturması daha düzgün ilerler. İktidar üstünü örme mecalini kaybeder.

*** 

 

SOMA FACİASI DEVAM

Bu arada, Soma'daki taşeron şirketin sahibini tanımıyorum diyor Erdoğan. Söylendiğine göre 'ocak işletme ruhsat'ı izinlerini kendisi veriyormuş. Nasıl olup da bahsi geçen şirkete vermiş? 'Ruhsatla ilgim yok' diyebiliyor mu?

 

Niye sürekli koltukladılar günlerce şirketi. Facia ihalesi üzerlerine kalıyor diye de, üç beş kişi günah keçisi ilan edilip içeri atıldı. Yönetimde bile ne numaralar dönmüş. Şirket sahibinin oğlu, sahte imza ile yetki devri yapmış. Yatacak yerleri yok bunların. Akıllarına gelse işçilerden de 'ocakta başıma bir şey gelirse şirket sorumlu değildir' imzası alırlardı.

 

Maden ocağındaki faciadan, sadece şirket yetkilileri değil daha iki ay önce gidip her şey normal diyen bakanlık yetkilileri, bakan hatta olup bitene kulak tıkayan Türk-iş sendikası da sorumludur. Hepsi yargılanmalıdır. Hatta Başbakan da. Ruhsatın verilmesinden başlayan yanlışlıklarda bundan böyle bir daha yapılmaz.

***

 

Faciadan sonra 800 çocuk yetim, binlerce aile bakıma muhtaç kalmıştır. Gelip geçici değil, geleceğe güvenle yürümelerini sağlayıcı tedbirler devlet eli ile acilen alınmalıdır. Bu devletin görevidir, lütuf değildir.

***

 

İktidar kanadı ve yalakaları 'facia sırasında söylenenlerden' kendilerine iyi bir şeyler çıkarmaya çalışıyor. Ne Yazgülü Aldoğan, ne de Yılmaz Özdil'in sözlerinde, yansıtıldığı gibi bir durum yok. Vahim olan 'açık yaradan oluk oluk kan akarken', 'olur böyle şeyler, fıtratında var' denmesidir. Milletten özür dilenmeli.

 

Tespih gibi dizili hatalar zinciri, ne şehitlik istismarı ne de kaderle örtülemez. Kendilerine han hamam, gemicik alırken bu nasıl kaderdir ki, vatandaş basma donu bulamıyor? 

***  

 

Soma Holding A.Ş. deki çatlaktan sonra iktidarın bakanları arasında da sorumluluk çatlağı oluştu. "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "madenlerde sorumluluk enerji bakanlığında" açıklamasını yaptı. Enerji bakanı Taner Yıldız ise 'sorumluluk ortak' dedi.

 

Aslında Faruk Çelik elbette 'resmi sorumluluktan bahsetmiyor.' 'madenlerde ne halt edip bu hale düşürdüyseniz, benim ilgim yok. Sorumluluğu alın, kendiniz çözün' demek istiyor.

 

Şu ana kadar bakanlık koltuğunda oturup, olup bitene teftişle destek verdikten sonra, o iş o kadar basit değil Bakan bey! Üstelik sadece o iki bakan değil, topyekûn iktidar sorumlu. Cumhurbaşkanı sorumlu. Teftiş raporları Çankaya'ya da sunulmuş.

 

Şimdi hepsi birden 'haberimiz yok, bilgimiz yok' deyip kaçacak yer arıyorlar. Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur.