GÜNCEL

Ademi Merkeziyetçilik nedir?

Öncelikle gecenin bu saatinde bu yazıyı yazmamızın sebebi, eski meclis başkanı ve Başbakanlık yapmış Sayın Binali Yıldırım’ın, İzmir’de Hukuki Araştırmalar Derneğince düzenlenen, ‘’ Yeni Anayasa Buluşmaları’’ programındaki yapmış olduğu talihsiz konuşmadır.

Öncelikle gecenin bu saatinde bu yazıyı yazmamızın sebebi, eski meclis başkanı ve Başbakanlık yapmış Sayın Binali Yıldırım’ın, İzmir’de Hukuki Araştırmalar Derneğince düzenlenen, ‘’ Yeni Anayasa Buluşmaları’’ programındaki yapmış olduğu talihsiz konuşmadır.

Binali Yıldırım mühendisdir. Ne hukukçu, ne siyasal bilimci, ne de toplum bilimcidir. Herkesin her konuyu bilmesi de mümkün değildir.

Sayın Binali Yıldırım görüldüğü gibi bilmediği ve işin sonunun nereye gideceği belli olmayan konular üzerinde fikir yürütmüştür.

Bilerek konuşmuşsa iş daha vahimdir. Tabi ki herkesin fikir ve bunu paylaşma hürriyeti vardır.

Fakat Türkiye’de Başbakanlık yapmış bir kişinin söylediği sözler yanlış bile olsa, bir mana ifade eder ve vermek istediği mesaj önemlidir.

Dolayısıyla sıradan bir vatandaşın konuşması olmadığından, bu sözlere cevap vermek de bizim borcumuzdur.

Sayın Binali Yıldırım’ın yeni anayasa hakkında tartışma ve tepki yaratacak sözlerle açıkça Anayasada ki Türklük tanımına ve üniter yapımıza karşı çıktığı, talihsiz ve tutarsız konuşma olmuştur.

Anayasada ki mevcut vatandaşlık tanımı Binali Yıldırım'ı acaba neden rahatsız etmiştir?

Yeni anayasada, Türk kimlik tanımının olmaması kadar işi ileri götürmüştür!.

Binali Yıldırım, işte burada dur..

Anayasadan Türk kimliğinin çıkarılmasını savunarak şunları söylemektedir.

‘’...Bin yıldır bu topraklarda, Kürtler var, Türkler var, Süryanisi var, Abaza, Çerkez’i var, var oğlu var. Anayasa’da bir etnik kimliği tanımlamak ve öne çıkarmak değil de,, etnik kimliğinin kim olduğuna bakılmaksızın vatandaşlığı önceleyen bir güncelleme yapılabilir...’’ diyerek ADEMİ MERKEZİYETÇİLİĞİ yani diğer adıyla ÖZERKLİĞİ SAVUNMUŞTUR.

Sayın Binali devamla; ‘’ Yeni yapılacak anayasada belki de yapılması gereken önemli konulardan bir tanesi, Yerel Yönetimlere Ademi Merkeziyetçilik yani her şeyi Ankara’dan kontrol etmek yerine, yetki devrinin yapılması, ayrıca Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığı yolunun da açılması gerektiğini ....’’ söylemiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin milli ve üniter yapısını ve bölünmez bütünlüğünü hedef alan bu düşünceleri kabul etmemiz asla mümkün değildir. Hukukçu olmadığı için Sayın Binali ne söylediğinin farkında değil galiba!. ( Şahsım adına bizim bildiklerimizi, onun da belki de daha fazla bildiği kanaatindeyim!.. )

Şimdi gelelim ADEMİ MERKEZİYETÇİLİK NEDİR KONUSUNA.

Ademi merkeziyetçilik, devlet merkezi gücünün azaltılarak, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını savunan siyasi bir görüştür. Türkiye’de bugün bu modelin baş savunucuları PKK ve DEM partisidir.

Hukuken yerinden yönetim ve katılma rejimi yerini, otoritesi ve yetkileri olağanüstü artırılmış başkanlara bırakmaktadır. Ademi Merkeziyetçilik kısaca yerinden yönetim demektir.?

Peki ne var bunda diyeceksiniz? Tarihi gelişmelerle açıklayalım konuyu.

Osmanlı Devleti çöküş sürecinde, PRENS SEBAHATTİN ALİ’NİN dayattığı, İngiliz destekli bir projenin adıdır bu. 1908 yılında Sebahattin Ali’nin önderliğinde ve liberal ‘’Jön Türkler’’ tarafından, ‘’ AHRAR FIRKASI’’ ( Ahrar Partisi) kurulmuştur.

Ahrar Partisinin ademi merkeziyet görüşü tamamen İngiliz güdümlü, Osmanlıyı bölme projesi niteliğinde olduğundan Sultan Abdülhamit Han tarafından kabul edilmemiştir. Çünkü Ademi Merkeziyetçilik günümüzdeki ÖZERKLİĞİN bir diğer adıdır.

Devleti yıkmak isteyen Rum, Ermeni, Bulgar, Karadağ, Makedon, Sırp gibi etnik gurupların devletin idaresine ortak olması ve kendilerine etnik kimlik verilmesini istemişlerdir.

Devletten bağımsız, özerk yapıya kavuşmaları için büyük devletler başta olmak üzere, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya- Macaristan, Rusya çok baskı yapmalarına rağmen Osmanlı Sultanı Abdülhamit Han’a kabul ettirememişlerdir.

Tarihi gelişmeyi burada yazmak uzun olacak.

......

Dün Osmanlı’ya, Rum, Bulgar, Makedon Ermeni, Sırp üzerinden yapılan federasyon ve bölünme proje dayatmalarının aynısı bugün Türkiye Cumhuriyeti’ne , başta İsrail, ABD, Fransa, İngiltere gibi devletlerin hamiliğinde bölücü Kürtler üzerinden aynısı yapılmaktadır...

Sevr anlaşmasıyla, Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan kuramayan emperyalist güçler bu defa, her türlü hile ve yolları deneyerek, insan hakları ve demokratik haklar maskesi altında devletin idari yapısını alttan, alta oyarak nihai hedefleri olan Kürdistan Devleti kurma hedeflerine kilitlendikleri çok açık olarak görülmektedir.

Bu proje içimizdeki bölücülerin dayatmaları ile 100 yıl önceki İmparatorluk bünyesinden kopmak ve parçalamak isteyen gurupların talepleri ve hedefleri aynen örtüşmektedir.

100 yıl sonra da aynı projeler değişik maskeler altında ısıtılarak karşımıza getirilmek istenen bir projenin adıdır.

Osmanlı Devletine çökerken kabul ettiremedikleri bu projeler günümüzde ve bölgesinde en güçlü olan TC’ne kabul ettirilmek istenmektedir.

Yerel yönetim iddiası aksine, tüm il sınırlarının yönetimini üstlenmiş bir başkana devredilecektir. Kısaca "yerindelik’ yerini, "genelleşmeye’’ bırakacaktır.

Öyle ki güçleri sınırsız artırılmış, ademi merkeziyet yönetimleri, Ankara’nın olurunu ve icazetin almadan bir başka yabancı devletlerle kendi aralarında anlaşma bile yapabileceklerdir. İşte bu yetkilerle donatılacak olması, işin vahametini ortaya koyar niteliktedir. Resmen devlet içerisinde ,devlet olmanın adıdır bu..

Sayın Binali vatandaşlık tanımının değiştirilmesini istemekle zihin arkasındaki ne tür düşünceler vardır?

Anayasada ki, vatandaşlık tanımının neresini beğenmemiştir?!..

Anayasamızda ki 66’ncı maddesinde vücut bulan Türk’ün tarifi yapılmıştır. ‘’Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’’ Yani Türklük kavramı vatandaşlık bağı ile tanımlanmıştır.

Bundan daha güzel bir tanım var mıdır?.. Bir daha söyleyelim ki, Ne mutlu Türk olana değil, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE...

Terörist başının bugünkü açıklaması üzerine bu konuya yine devam edilecek. Edilecek ki, kimlerin kimlerle hangi saflarda olduğu ve gerçek niyetleri belli olsun.

Av. Faruk Ülker 28. 02.2025