"Para herşeyi yapar diyen adam, para için herşeyi yapan adamdır." sözü sanki AKP'nin siyasi felsefesini tarif etmek için kullanılmış. AKP kurulduğu günden bu yana yöneticilerinin paraya verdiği önem yaşanan olaylarda çok net görülmüştür. Deniz Feneri ve daha sonra 17-25 Aralık operasyonlarında paranın AKP'nin siyasi felsefesinde nasıl bir yer kapladığını tüm dünya görmüş oldu. Kendileri paraya çok önem verdikleri için, herkesi de parayla satın alabileceklerini hesap ediyorlar. AKP iktidarı kurulduğu günden bu yana parayla satın aldıkları da olduğu için böyle düşünmeleri normalleşiyor.

Daha düne kadar AKP'nin yolsuzluklarını, hırsızlıklarını, vatana ihanetlerini, adaletsizliklerini, hukuksuzluklarını anlatanlara bir bakmışsınız birden büyük meblağlarla AKP'nin gazete ve televizyonlarına geçmiş, bu seferde AKP'nin sahte iyiliklerini, kahramanlıklarını anlatır hale gelmişler. Doğru nedir, gerçek nedir hiç bunlara bakmadan sadece aldığı paranın gücüne göre AKP'yi savunma mekanizması kuruyorlar.

Elindeki para ve iktidar gücünü sihirli değnek gibi gören AKP şimdi de yargı içine bu manada elini uzatmıştır. 17/25 Aralık operasyonlarında ortaya çıkan tapelerde yargıya nasıl müdahale ettikleri daha net görülen AKP'nin, HSYK seçimleri öncesi yargıyı tamamen ele geçirmek için seferberlik başlatması ve seçimler öncesi hâkim ve savcılara yönelik yapmış oldukları maaş zammı siyaset felsefelerinin bir yansıması olmuştur.

Bu durum siyasi iktidarın ahlaksızlığı ve edepsizliği dışında bir şey değildir. HSYK seçimleri öncesi hâkim ve savcıların maaşına zam yapmak, adaleti bundan sonra parayla şekillendirme düşüncesinden başka bir anlamı yoktur.

AKP'nin siyasi ahlakı ve edebi olsaydı, hâkim ve savcıların maaşındaki iyileştirmeyi seçimlerden sonra yapar ve para felsefesiyle şekillenen zihniyeti tartışılmazdı. Seçimlerden önce maaşlarına zam yapmak rüşvet mantığıdır ve "oyunuzu bize verin" çağrısıdır. Yargıya böyle bakan bir zihniyet sayesinde, yargının adalet dağıtması ve hukuku işletmesi mümkün müdür?

Bu kadar hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, vatana ihanet olayları gerçekleşmişken ve hepsinin üzeri bir bir örtülürken, bu ülkede yargı düzeni zaten yaralı haldeyken, eğer bu tür rüşvet işleriyle yargı tamamen ele geçirilirse bu ülkenin ne hale gelebileceğini düşünüyor musunuz?

Bırak para sıfırlamalarını, ülke sıfırlansa bunu durduracak yargı sistemi yok ortada? Namuslu ve vicdanlı hâkim ve savcılarda bu düzende maalesef etkili olamamaktadır.

AKP iktidarı HSYK'yı tamamen ele geçirince adalet mi dağıtacak, hukuk u işletecek yoksa kendi hukuksuzluklarının üzerini mi örtecektir?

Hâkim ve savcılar şimdi çok büyük bir sınava giriyor. Hele ki maaşlara yapılan zam sonrası kullanacakları oy şeref ve namus sayımı olacaktır.

Yargıyı sadece kirli politikalarını temizleme aracı gören bu iktidara gereken ders verilmezse, bu ülkenin yerinden oynayan çivileri tümden çıkacaktır.

Ne diyor atasözü "Rüşvet kapıdan girince adalet pencereden kaçar"

Bu ülke Adalet ve Kalkınma Partisi zamanında şimdi en çok adaleti arıyor. Çünkü en çok adalete darbe vurdular. Ama kendileri de ailece oldukça kalkınma yaşadılar!

Herşeyi para olarak gören bu zihniyete adaletin uygulayıcıları darbe vurmazsa, kim vuracaktır?

Hâkim ve savcıları HSYK seçimlerinde göreceğiz. Mesleklerine ihanet edecekler mi yoksa adalet mi diyecekler?