Türkiye Cumhuriyeti, 91 yıllık tarihinin en keskin ve hayati virajına giriyor. Bir tarafta ülkenin varlığı ve birliğini sona erdirecek bir ihanet tasarısının meclisten geçirilmesi, diğer tarafta tarihin en önemli Cumhurbaşkanlığı seçimi var. İkisi birbirine bağlı götürülüyor. Nasıl olsa Türk milletine bunları hazmettireceklerini düşünerek, bölünmeyi legal ve yasal hale getirip PKK ve yanaşmalarının oylarını alarak, daha büyük ihanetleri rahatça yapabilmek için Köşkü ele geçirmeye çabalıyorlar. Bir makam düşünün ki, PKK ve yandaşlarının onayı ile elde edebiliyor. Böyle bir seçimden, böyle bir görevden, böyle bir makamdan bu millete, bu devlete nasıl bir fayda gelebilir? 

 

Barzani ve İmralı katili 

2011 seçimlerinin hemen sonrasında AKP'nin 3'ncü döneminin sonuç almaya yönelik olacağını, genel kurula getirilecek düzenlemelerle, Türkiye'nin varlığı, üniter yapısı ve milli devlet anlayışının iyice darmadağın edileceğini zaten biliyor ve söylüyorduk. Şimdi bizzat ve acı biçimde yaşıyor ve şahit oluyoruz. Bir hükümet düşünün ki, içeride İmralı'daki bebek katili; dışarıda Türkmen katili, PKK hamisi Barzani'den başka tutunacağı dal kalmamış. Tek dostu, tek çıkış yolu, bu bölücü güruh. Bunlara teslim olmak ve onlarla iyi geçinmek tek ve son çaresi. Böyle bir ortaklıktan, böyle bir dostluktan, böyle bir işbirliğinden hayırlı, faydalı, ülke ve millet yararına bir sonuç çıkması hiçbir şartta mümkün değildir. Bu sicille bir de Cumhurbaşkanlığı makamına göz dikmek, kendileri için bir kurutuluş yolu olsa da, bu ülkeye, bu devlete, bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür. 

 

Bu PKK'ya af tasarısıdır 

Meclise sevk edilen ve adına "demokratikleşme veya çözüm paketi" denilen tasarı, AKP'nin bugüne kadar yaptığı yıkımların zirve noktası ve son aşamasıdır. Tamamen İmralı canisinin bilgisi, onayı ve desteği ile hazırlanmış ve meclis gündemine taşınmıştır. Hazırlanan tasarının son şekli bu katilin onayına sunulmuş ve ondan sonra meclise sevk edilmiştir. Ayrıntıları ülkenin karşı karşıya bırakıldığı büyük ve derin tehlikeyi çok net biçimde ortaya koyuyor. Bebek katili ve dağdaki kan dilli canavarlara yasal güvence getiriliyor. Onlarla pazarlık yapmak serbest ve sıradan bir hal alıyor. Eli silahlı katillerin serbestçe ellerini kollarını sallayarak şehirlere yayılmasına yol veriliyor. Bu açık ve aleni bir af tasarısıdır. Kan döken, can alan, katliam yapan canilerin affedilmesidir. Şehitlerin kemiklerini, şehit yakınlarının ciğerini sızlatmaktır. Bunun ne başka bir izahı, ne başka bir adı vardır. Açık ve kesin şekilde ülkenin kurulacak şeref masalarında parsellenmesine zemin hazırlamaktır. Milletin gazabından korktukları için adını başka türlü koysalar da, varılacak nokta burasıdır. Nitekim, PKK ve uzantıları bu tasarıdan çok memnun kalmışlar ve AKP'ye övgüler dizmeye başlamışlardır. Bunun karşılığında Cumhurbaşkanlığı seçimde Recep Tayyip Erdoğan'a destek vermeyi gündemlerine aldıklarını ilan etmişlerdir. 

 

AKP milletvekilleri nasıl hazmediyor? 

Bizim bir türlü içimize sindiremediğimiz şey, bu rezilliğe AKP milletvekillerinin nasıl onay verecekleridir? Bu kadar milletvekili içerisinde bu olup biteni gören, anlayan hiç kimse yok mu? Bebek katili ile masa kurulmasını içinize nasıl sindiriyor, nasıl hazmediyorsunuz? Bu sicilin sadece sizinle sınırla kalmayacağını, çocuklarınızın, torunlarınızın da büyük vebal altında olduğu hiç aklınıza gelmiyor mu? Millet bunun için mi size yetki verdi? Geceleri yastığa başınızı koyduğunuz zaman nasıl uyuyorsunuz? Bir tarafta tarihin en büyük hırsızlık ve yolsuzlukları, diğer tarafta tarihin en büyük ihaneti ve ülkenin feda edilen birlik ve bütünlüğü var. Ortalığa saçılan yolsuzluk ve hırsızlıkların tamamının doğru olduğunu, hatta eksiğinin bile bulunduğunu en az benim kadar, bütün AKP milletvekilleri ve yanaşmaları da biliyor. Bebek katiliyle şeref masaları kurulduğunu ve devletin varlığının, ülkenin birliğinin, milletin bölünmez bütünlüğünün pazarlığa çıkarıldığını en az benim kadar AKP milletvekilleri de görüyor. Sayın başbakanın özel hesapları tutsun diye, bütün bunlara onay vermek nasıl bir ruh halidir, doğrusu çok merak ediyorum. 

 

Ülke AKP'den ibaret değil 

Çok şükür ki, ülke AKP'den ibaret değil. Olup bitenin farkında olan, harama, talana itiraz eden, ülkenin varlığı ve birliğinin pazarlık masalarına yatırılmasına gönlü razı olmayan ve karşı duran Türk milliyetçileri ve ülkücüler var. Ben eminim ki, kendi şahsi çıkarları ve özel hesapları için bu ihanetleri görmezden gelen başta AKP yanaşmaları olmak üzere, birçok kişi de bunu biliyor ve hatta buna güveniyor. "Biz hazır fırsatını bulmuşken dümenimize bakalım, ülke tehlikeye düşer, haram her yeri sararsa nasıl olsa ülkücüler gelir ülkeyi de, bizi de kurtarır" diye düşündüklerini özel sohbetlerde kendileri itiraf ediyor. Zaten sayın başbakanın MHP'den duyduğu büyük rahatsızlığın altında yatan temel sebep de budur. Hiçbir şartta MHP'yi aşamayacaklarını görüyor ve biliyor. Bu çaresizlik kızgınlığını, hırçınlığını ve çaresizliğini daha da arttırıyor. 

 

Herkes kanının gereğini yapıyor 

Her zaman söylediğimiz bir sözü tekrarlayarak bitirelim. Birilerinin varlık sebebi çalmak, yıkmak, yok etmekse; bizim varlık sebebimiz de çaldırmamak, çalandan hesap sormak, yıkanın yakasına yapışmak ve bu ülkenin ilelebet var olmasını, bu bayrağın ebediyen sallanmasını, bu devletin yücelmesini ve yükselmesini sağlamaktır. Herkes damarlarında akan kanın gereğini yapıyor.