AKP'nin BOP yolunda hazırlanmış bir proje olarak hazırlanıp siyaset sahnesine sürüldüğünü, 12 yıldır yaptıkları bütün çıplaklığı ile tartışmasız biçimde ortaya koyuyor. En önemli özellikleri söyledikleri ile yaptıklarının hiçbir zaman aynı olmamasıdır. Millete başka şey söylüyorlar, arkadan başka hesapları görüyorlar.  Daha yola çıkarken değiştik, dönüştük demişlerdi, sonra anlaşıldı ki, aslında anlattıkları kendi durumlarıyla birlikte takip edecekleri siyasetin de kodlarıymış. Duruma göre vaziyet alma, nabza göre şerbet verme konusunda çok mahir olduklarını, bütün dünya ibretle izliyor.

 

                                           Nereden nereye!

         Sayın başbakan sık sık, "nereden nereye" diyor. Bu söz AKP sicili için bir anahtardır. Kendileriyle birlikte ülkeyi nereden nereye getirdiler? Meydanlarda mağduru oynadı, din istismarı yaptılar, gelir gelmez ilk işleri gidip AB kapısında nöbet tutmak oldu. Varlıklarını ve iktidarlarını Türk milletine değil, AB baronlarına ve sifonun ipini elinde tutan, beyzbol sopası gösteren ABD başkanlarına emanet ettiler. Bütün hünerlerini ülkeyi BOP yoluna sokabilmek için sergilediler. Terör bunun için yeniden azdırıldı. Bölücülük bunun için ülkenin başına musallat oldu. Bütün komşularımızla bu yüzden düşman olduk. Millete İmralı'daki katilin niye asılmadığını yalan ve iftiralarla anlattılar, ama iktidarlarını İmralı katilinin yolunu açmaya amade ettiler.

 

                                            Çözüm tiyatrosu

         Önce terörü ve bölücü hainleri azdırdılar anaları ağlattılar sonra da, "anaların gözyaşı akmasın" masalları anlattılar. Bunun sonucunda da "çözüm" diyerek, İmralı canisini tek ve değişmez muhatap haline getirdiler. AKP ve yanaşmaları bir çözüm tiyatrosuyla milleti yıllardır uyutmaya çalışıyorlar. Ortada bir çözülme olduğu doğrudur, ancak bu bölücü terörün, yıkıcı ihanetin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığının, birliğinin ve bölünmez bütünlüğünü çözülmesidir ki, bu yolda çok önemli mesafe aldıkları da acı bir gerçektir. O kadar ki, bugün İmralı'daki bebek katili ne diyor, ne talimat veriyorsa, AKP derhal yerine getiriyor.Millet iktidarı AKP'ye verdi, ama muktedir olan bu bebek katili. "Benimle şu isimler görüşmeye gelsin" diyor, onları gönderiyorlar. "Ülkeyi federasyona dönüştürün" diyor, meclisten kanun çıkarıyorlar."Kürtçe resmi dil olsun" diye haber gönderiyor, ona göre anayasa yapmak için harekete geçiyorlar. "Önce benim yaşama şartlarımı düzeltin, sonra da affedin" diyor, anında gereğini yapıyorlar. Yattığı yer 5 yıldızlı otele dönüştürülürken, affı için de paket hazırlanıyor.

 

                                Yaptıkları yapacaklarının habercisi

         Ne olacağını, bu işin sonunun nereye varacağını AKP'nin sicilinden anlıyoruz. İstisnasız her alanda "teslimiyet" tek ve değişmez siyaset haline getirilmiştir. Daha önce de "sıfır sorun" diyorlardı. Komşularımızla ve bütün dünya ile iyi geçineceğimizi ve bundan kazanç elde edeceğimizi söylüyorlardı. Herkese istediğini verince sorun kalmayacağını zannediyorlardı. Ermeni iftiralarını bu yüzden kabul ettiler ve taziye dileyerek, toprak ve tazminat taleplerinin yolunu açtılar. Kıbrıs'ı neredeyse Rum'e teslim etme noktasına bu yüzden geldiler. Yunanistan'ın Ege'deki bütün taleplerini kabul noktasına getirdiler. Bu durumu gören ve bu ülkeyle meselesi olan her kim varsa sıraya girdi. Verdikçe daha fazlasını istediler. Bunun sonun gelmeyeceğini anlamaları biraz uzun sürdü ve çok pahalıya mal oldu. Her istediğini almaya alıştırdıkları devletler bu defa sorun çıkarmaya başladılar. Sonuçta "sıfır sorun" denilerek çıkılan yolda bütün komşularıyla kavgalı, yalnız bırakılmış, iddialarını kaybetmiş bir noktaya geldik. Hiç utanmadan, sıkılmadan, milletle alay eder gibi bu rezil tablonun adına da, "değerli yalnızlık" dediler.

 

                                                Şeref çukuru

         Şimdi de bu bebek katilinin bütün istediklerinin verilmesi durumunda silahların susacağı, terörün biteceği, ülkeye huzur geleceği ve sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçileceği zannediliyor. Bunun böyle olmadığı ve asla olmayacağı yaşadıklarımızdan bellidir. Bugüne kadar verilen tavizlerin hiç biri işe yaramamış, terörü daha da azdırmış, bölücüleri daha da cesaretlendirmiştir. Nitekim, bugüne kadar isteyip de elde edemedikleri hiçbir şey kalmadı. Bunu biz söylemiyoruz, AKP'nin milletvekilleri, yetkilileri "her istediklerini verdik" itiraflarında bulunuyorlar. Bunun karşılığı daha çok terör, daha çok kan, daha çok ihanettir. Bölgeden gelen haberler devletin yok edildiğini, bölücü hainlerin dağdan inen eşkıya ile birlikte istediği gibi hareket ettiğini gösteriyor. Şimdi İmralı'daki cani ile açıkça muhatap olup, onun talimatlarını yerine getirince bu işi bitireceklerini zannediyorlar. Milletin de "şeref" çukuruna inanmasını istiyorlar.

 

                                                Masalın sonu

         "Sıfır sorun" diyerek, çıktıkları yolun sonu nasıl ki daha büyük ve ağır sorunlara ulaştıysa, bu "çözüm" masallarının varacağı yer de, daha büyük ihanetlerden başka bir şey olmamıştır. İmralı canisinin muhatap alınması ve onun bütün isteklerinin karşılanmasıyla coşan BDP-HDP milletvekilleri, artık bağımsız Kürdistan'dan söz etmeye başlamışlardır. Cumartesi günü Diyarbakır'da yapılacak çalıştayda, işi nerelere götüreceklerini, hep birlikte göreceğiz. İktidar eliyle ayrı bir dil, ayrı bir sınır, ayrı bir millet oluşturmanın varacağı yer, bölünmedir ki, artık bunu yüksek sesle dile getiriyorlar. Bunun alt yapısını çoktan hazırlamışlardır. Kuzey Irak'da hazırlamışlardır. Şimdi Suriye'de hazırlıyorlar. Sıra Türkiye'ye gelecektir.

 

                                          Federasyonun sonu bölünmedir

Sayın Başbakanın "Başkanlık sistemi" diye tuturmasının, Cumhurbaşkanı olması durumunda fiili olarak bu sistemi yürüteceğini şimdiden ilan etmesinin altında yatan sebep de budur. Başkanlık sistemi ile birlikte federasyon uygulaması daha da kolay hale gelecektir. Sonrasında "federasyonu denedik, ama böyle olmuyor, biz en iyisi ayrılalım" diyerek tekrar harekete geçeceklerdir. İki kere ikinin dört etmesi ne kadar kesinse, bu akıbet de o kadar kesindir. Ve bölünmeyi sağlamadıkça ne silahlar susacaktır, ne kan duracaktır.Kaldı ki, dünyadaki gelişmeler de zaten bu yöndedir. Federasyon olarak yapılanıp da sorun yaşamayan, bölünmeyen veya bölünmenin eşiğine gelmeyen hiçbir ülke kalmamıştır. Dolayısı ile bugün yapılanlar ülkenin bölünmesine gidecek yolun açılmasından başka bir şey değildir. Bunun dışında söylenenler bu milleti aldatmak, kandırmak ve bu büyük ihaneti hazmettirmekten başka bir şey değildir.